İzlediğimiz karakterlerin yaşadığı çatışmalar, bazen bizim içimizde de yankı bulur. Kimi geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır, kimi ise kaderin kendisine biçtiği rolü sorgular.
Bu hafta sizlere, kaderin ağırlığını taşıyan iki yapım öneriyorum. İlki, özgürlüğün ve adaletin peşinde koşan bir insanın gerçek hikâyesini anlatan çarpıcı bir dizi. Diğeri ise geçmişin izleriyle hesaplaşan, savaş ve aile bağları üzerine sarsıcı bir film.
Dizi Önerisi: When They See Us (2019)
Gerçek bir olaydan uyarlanan When They See Us, 1989 yılında New York’ta işlenen bir suç nedeniyle haksız yere suçlanan beş genç adamın hikâyesini anlatıyor.
Central Park’ta işlenen bir saldırı sonrası, hiçbir somut delil olmamasına rağmen beş siyahi genç, baskı altında verdikleri ifadeler nedeniyle suçlu bulunuyor. Adalet sistemi tarafından yok sayılan bu gençlerin hayatı, yıllar süren bir hukuk mücadelesine dönüşüyor.
Dizi, yalnızca ırkçılık ve adalet sisteminin çarpıklığına değil, aynı zamanda insanın masumiyetini koruma mücadelesine de ışık tutuyor. Özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu, gerçeğin ne kadar büyük bir bedel gerektirdiğini gösteren bu yapım, izleyicisini derinden sarsıyor.
Film Önerisi: Incendies (2010)
Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ün başyapıtlarından biri olan Incendies (İçimdeki Yangın), geçmişin sırları ve aile bağları üzerine kurulu sarsıcı bir film.
Film, annelerinin vasiyetini yerine getirmek için Orta Doğu’ya doğru bir yolculuğa çıkan ikiz kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Bu yolculuk, onların yalnızca anneleri hakkında değil, kendi kimlikleri hakkında da bilmedikleri gerçekleri keşfetmelerine yol açıyor.
İnsan, geçmişiyle yüzleşmeden geleceğini inşa edebilir mi? Incendies, bu sorunun peşinden giderken savaş, nefret ve affetme üzerine derin mesajlar veren, etkileyici ve sarsıcı bir yapım.
Gerçeği Görmek ve Kabul Etmek
When They See Us ve Incendies, farklı coğrafyalarda ve farklı zaman dilimlerinde geçse de ortak bir temayı işliyor: Gerçeği görmek, bazen en ağır yükü taşımaktır.
Birinde adalet arayan gençlerin mücadelesini, diğerinde ise ailesinin geçmişiyle yüzleşen insanların hikâyesini izliyoruz. Ama her ikisi de bize önemli bir şeyi hatırlatıyor.
Gerçek bazen gecikebilir, ama asla kaybolmaz...