31 Mayıs 2016 tarihinde yani Gezi olaylarının üçüncü yıldönümü vesilesiyle şöyle yazmıştım...
“ Tam 3 sene önce bugün sabaha karşı Gezi kalkışması başlamıştı.
Gezi olaylarının tırmanmasının temel sebebi polis talimatıyla göstericilerin çadırlarının yakılmasıydı.
O ana kadar Gezi normal bir protesto olarak sürüyordu.
Çadırların yakılması aleve tonlarca benzin döken kasıtlı bir Fethullahçı polis provokasyonuydu.
Bu yakma olayının bir FETÖ provokasyonu olduğu gerçeği tüm kanıtlarıyla ortadadır artık ve nitekim sorumlular da yargılanıyor şu an.
Sonrasında da Fethullahçı polis çetelerinin provokasyonları her şehirde -özellikle Ankara Bestekar Sokak'ta- devam etti ve ülke yangın yerine döndü.
Kaos ve kargaşa tüm Türkiye sokaklarını kapladı”
2016’nin Haziran ayında bu yazım üzerine Doğan Akın'ın T24'ünden başlayarak nerdeyse belli başlı bütün internet siteleri -Kütahyalı'dan 3 yıl sonra çark- gibi başlıklar altında şu haberi yayınlamıştı:
“ Rasim Ozan Kütahyalı, 3. yılını dolduran Gezi Parkı eylemlerine ilişkin olarak, "31 Mayıs 2013'te Taksim'de gerçek bir polis terörü yaşandı ve olaylar çığrından çıktı. O ana kadar Gezi normal bir protesto olarak devam ediyordu. Çadırların yakılması vepolis terörü çıkan bir aleve tonlarca benzin döken kasıtlı bir Fethullahçı provokasyonuydu" iddiasında bulundu.
Kütahyalı, 3 yıl önce Gezi Parkı eylemlerinin olduğu dönemde "Gezi Parkı derhal yıkılmalı" demişti “
Sırf bana vurmak için bu yanlış haberi yapanlar 2 Haziran 2013'te yani tam Gezi olaylarının içindeyken yazdığım o yazıdaki ifadeleri özellikle görmezden gelmişti.
2 Haziran 2013'te de 31 Mayıs'taki aşırı sert müdahaleyi polis terörü görüyordum, şimdi de öyle görüyorum.
Şu satırlar 2 Haziran 2013'te yayınlanan yazımdan:
“ Protestoların içeriğinin boş olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen, polisin göstericilere karşı sergilediği zorbalık kabul edilemez. Bu konuda mutlaka bir soruşturma açılmalıdır “
Aynı şekilde 4 Haziran 2013'te bana ayrılan köşede yine aynı görüşü tekrarlamıştım:
“ Eylemcilerden tamamen farklı düşünsem de Gezi Parkı protestocularına karşı polisin yaptığı apaçık bir devlet terörü. Bu olaylar vesilesiyle hükümetin yapacağı ilk şey polisin biber gazı kullanmasını tamamen yasaklamak olmalı. Biber gazı olayı bir rezalettir. “
Öte yandan Gezi denen yerin park olarak yapılmadığı için yıkılması ve yeniden o bölgenin düzayak doğru düzgün çağdaş bir park olması görüşümü de sürdürüyorum.
Kısacası hem 2013’te hem 2016’da hem de bugün 2025’te yazdıklarımın aynısını yine söylüyorum.
Tek fark o zaman 31 Mayıs provokasyonunu yapan failleri tahmin ediyordum ama henüz olay çok sıcaktı.
Tahminlerimiz vardı ama kanıtlar henüz yoktu.
Gezi’nin ikinci senesinden itibaren delilleriyle ortaya çıkmıştır ki 31 Mayıs 2013 Gezi provokasyonu Fethullahçı polis çetesinin operasyonuydu.
Bu gerçeği de son 10 senedir en çok yazanlardan biriyim ve İlyas Efe kardeşimle geçenlerde yaptığımız videoda Gezi olaylarının mufassal bir tarihçesini verdim.
Ensonhaber Youtube kanalında çektiğimiz o videoyu izlemenizi ve hafıza tazelemenizi tüm okurlarıma tavsiye ederim. İzlemek için tıklayın