Feroz Ahmad’ın ölümü ve İlber Ortaylı, Celal Şengör, Emrah Safa Gürkan

Tarihçi Feroz Ahmad’ın ölümünü değerli akademisyen Behlül Özkan’ın yazdıklarından öğrendim ve çok hüzünlendim.

Benim anlam dünyamda kıymetli bir adamdı Firuz Hoca. Özellikle lise yıllarımda kendisinin kitaplarını çok okumuş bir insandım.

Bu vefat haberini öğrendikten sonra Feroz Ahmad ile ilgili yazılanlara bir göz attım.

Birçok genç akademisyen Ahmad için Kemalist diye yazmıştı.

Eğer mesela Yılmaz Özdil ya da Celal Şengör Kemalist ise Feroz Ahmad asla Kemalist değildi.

Bugünkü din haline gelmiş Atatürkçülükten hiç hoşlanmayan bir bilim adamıydı.

Evet, Hint olmasının da etkisiyle Mustafa Kemal Atatürk’e büyük sevgi ile yaklaşırdı ama objektif ve dürüst bir insandı. Kemalist tarihçilerin temel hususiyeti olan yaşanmış gerçekleri inkar etmek, Feroz Ahmad’da hiç yoktu.

Andrew Mango ile bu bağlamda aynı çizgideydi.

Bernard Lewis’in daha az oryantalist talebeleriydi ikisi de.

Yalnız Bernard Lewis de Andrew Mango da net şekilde sağcı adamlardı.

Feroz Ahmad ise sağcı değildi. Kalbi işçi sınıfından yana Whig bir entelektüeldi.

Mesela, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren her zaman öncelikle zenginlerin menfaatini gözettiğini belirtirdi kitaplarında. En başından itibaren yoksul dostu bir devlet değildi Türkiye, Ahmad’a göre.

Mesela en yoksul tabakanın, en ücra köylerdeki fakir fukara çocuklarının eğitim şansına 1950’den sonra başlayan ilkokul-ortaokul-lise yapma seferberliği ile kavuşabildiğini rakamlarıyla ortaya koyardı. 1950 öncesi çok çok az okul yapılmasını tenkit ederdi. DP-AP geleneğini bu okullaşma bağlamında CHP’ye göre çok daha başarılı bulurdu.

Atatürk’ü çok severdi Ahmad ama sağcı yanlarını da vurgulardı. Solcu aydınların Atatürk tarafından ezildiğini de yazdı kitaplarında.

12 Mart ve 12 Eylül’ün tamamen burjuvazinin çıkarlarına hizmet eden sağcı askeri darbeler olduğu gerçeğinin altını çizdiği kadar 27 Mayıs’ın da Şahap Kocatopçu vasıtasıyla burjuvazinin isteklerini yapan temelde sağcı bir askeri yönetim olduğunu da yazardı. 27 Mayıs’ın sol bir darbe olmadığını ifade ederdi.

Ben nerdeyse tüm kitaplarını okudum Feroz Ahmad’ın.

Özellikle 1977’de basılan “Turkish Experiment in Democracy” kitabı, dönemin tüm büyük aktörleriyle yüz yüze konuşarak yazılmış mükemmel bir belgesel kitaptır.

Bu kitapta Feroz Ahmad’ın 70’lerin Ecevit rüzgarına desteği barizdir. Hani herkes Atatürkçü diyor ya Ahmad’a, aslında Kemalizm'den ziyade Ecevitçidir Feroz Ahmad. 70’lerdeki Bülent Ecevit’i çok önemser.

İlk kez zenginlere karşı mesafeli ve tavırlı, yoksulların ve işçilerin yanında bir kitlesel siyasi lider ve ilk sağcı-olmayan Türk Başbakan oldu Ecevit diye düşünür.

Fakat Ecevit’in beceriksizliklerini de yazmaktan çekinmez. Demirel’i daha becerikli ve zeki bulur ama Demirel’in oportünist ve zenginden yana bir karakter olduğunu da ifade eder.

Feroz Ahmad’ın tarihçi olarak da son dönemi için İlber Ortaylı’ya “Clown” dediği söylenir.

Elbette Ahmad’a göre bir bilim olarak siyasi-sosyal tarihçilik olgusundan hiç anlamayan Celal Şengör esas “Clown”dur. Yakın talebeleri bunu belirtir.

Feroz Ahmad’ın özellikle Celal Şengör’ün İngilizlerin Hindistan’da kurdukları sömürge idaresinin son derece faydalı olduğunu savunan tarih cahili aşırı-sağcı faşizan görüşlerinden rahatsız olması son derece doğal.

İngiliz kolonyalizmini ince ve sofistike yöntemlerle savunma gayretinde olan sağcı İskoç tarihçi Niall Ferguson bile Celal Şengör’ün yanında solcu bir entelektüel gibi kalıyor.

Feroz Ahmad’a göre popüler tarihçi İlber Ortaylı da rüzgara kapılarak son 10 sene içinde tam bir “Clown” haline gelmiştir.

Artık ciddi tarihçiler tarafından Ortaylı’nın dikkate alınmadığı her akademisyenin bildiği bir hakikattir.

Feroz Ahmad muhtemelen genç popüler tarihçi kardeşim Emrah Safa Gürkan’ı tanımıyordu. Kendisini hiç okumamıştı.

Eğer tanısaydı, okusaydı İlber Ortaylı’nın düştüğü “clown” tuzağına Emrah Safa’nın da düştüğü tespitini yapar mıydı? Bilemiyoruz. Muhtemelen yapardı.

Aslında Emrah Safa Gürkan, genel dünya tarihi ve küresel sosyal bilimler literatürüne yaklaşım konusunda Feroz Ahmad’ın ruhuna uygun şekilde çok anti-sağcı ve anti-establishment bir adamdır.

Kesinlikle bir düzen adamı olan tarihçi Niall Ferguson zihniyetinin tam zıddıdır Emrah Safa küresel mevzularda. O noktada çizgisini çok onurlu ve ülkeye de faydalı buluyorum.

Ama konu Türkiye tarihçiliği olunca bir anda Emrah Safa tam anlamıyla yerli Niall Ferguson olabiliyor. Tam bir düzen ve oportünist eyyam adamı haline gelebiliyor.

Daha somut örnek vermek gerekirse, her zaman tarihte ezenlerden yana olan Celal Şengör’ün tam aksine Emrah Safa Gürkan (ESG) samimiyetle ezilenlerin perspektifinden bakmaya çalışan bir adam.

Kendi kişisel dünyasında da hem Celal Şengör’den hem İlber Ortaylı’dan Emrah Safa’nın nefret ettiğini, her iki isme de hiç saygı duymadığını, ESG’yi yakın tanıyan herkes söylüyor, herkes bunu biliyor.

Bunlara rağmen diyelim bir programda Ortaylı ve Şengör ile ESG yan yana geldi; Emrah Safa, o programlarda adeta süt dökmüş kediye dönüyor, tek kelime itiraz etmiyor, noter gibi kafa sallıyor.

Emrah Safa yine inanmadığı halde seküler-Atatürkçü tribünlerin kulakları neyi duymak istiyorsa onu söyleyebiliyor.

Dindar-muhafazakar tribünlerin kulakları neyi duymak isterse onu söyleyen İslamcı tarihçilerden hiçbir farkı kalmıyor Emrah Safa’nın zaman zaman.

Aslında Feroz Ahmad, Emrah Safa’ya kıyasla çok daha Atatürkçü bir adamdı ama bir yandan da British bilim geleneğine bağlılığıyla hem İttihatçı hem Kemalist dönemle ilgili de dürüst bir tarihçiydi.

Kendi benimsediği siyasal ideoloji çok daha anti-Kemalist olmasına rağmen ESG bu konuda hiç dürüst davranmıyor.

Mesela 1915 olayı yani jenosid meselesinde tarihçi Ümit Kurt ile, tarihçi Doğan Gürpınar ile aynı düşünüyor Emrah Safa Gürkan ama gerçek görüşlerini söylemiyor, yazmıyor.

Bu bağlamda her zaman dürüstlükten ayrılmama gayretinde olan büyük tarihçi Feroz Ahmad’ı saygıyla anıyorum.

Başa dön