Kanser hastalarının sırtından kazanan kazanana!

Öncelikle yazıma büyük bir teşekkür ile başlamak istiyorum.

Zira geçtiğimiz Cuma günü yayınlanan “Her kanser hastasına bir avukat” yazım sonrası o kadar çok dönüş aldım, konuyla alakalı o kadar çok arayıp hem bilgi isteyen hem de bilgi veren vardı ki itiraf etmem gerekirse ben de bu kadar büyük bir etki beklemiyordum.

Ancak olayı kurcaladıkça iş büyüdü, iş büyüdükçe ben olayı kurcaladım.

Mağduriyetler, mağduriyetten elde edilen rantlar, lobiler ve sessiz kalanlar…

Açalım…

Geçen hafta bu köşeden devletimize seslenmiştim

İlaç firmalarıyla anlaşın, kanser hastalarının mağduriyetleri giderilsin demiştim.

Meğer anlaşma olmamasının nedeni tek taraflı değilmiş.

İlaç firmaları da pek devletle anlaşmaya yanaşmıyormuş.

Ya da şöyle söyleyeyim devletin bu ilaçları ödeme listesine almaması ilaç firmalarının da işine geliyormuş.

Neden?

Aslında basit bir ticari hesap.

Ne kadar acı değil mi? İnsan hayatından, kanser gibi illet bir hastalıkla mücadeleden bahsederken işin gelip basit bir ticari hesaba dayanması…

Devlet bu ilaçları ödeme listesine alsa bu firmalardan toplu alım yapacak. 100 birim para olan ilaç için devlet toplu alım kozunu da kullanarak pazarlıkla 80 birime belki 70 birime mal edecek. İlaç firması da 30 birimlik karından olacak.

Ama bu şekilde vatandaş kendi bireysel alımlarını yaptığında ilaç firmaları fiyatta da karlılık oranında da istedikleri gibi at koşturabiliyorlar.

Üstelik talep oranı da aynı.

Çünkü bu şekilde de günün sonunda para devletten çıkıyor.

Olaya bakar mısınız?

Vatandaş mağdur!

Devlet zararda!

Kazanan?

İlaç firmaları ve üç beş fırsatçı…

Biliyorsunuz dünyanın en aktif, en tehlikeli lobilerindendir ilaç lobisi.

Mücadele etmek devletler için bile zorken vatandaşın bireysel çabası ile direnmesi neredeyse imkansızdır.

İş burada devletini ve milletini seven dürüst bürokratlara, siyasilere kalıyor.

Bu ilaç firmalarının ülkemizde iletişimde olduğu kişiler, böylesi kritik konularda karar verici konumunda olanlar kimse kesinlikle mercek altına alınmalı.

Beşeri ilişkilerle tesis edilen güvene emanet edilmeyecek kadar karanlık ve su istimal edilebilecek bir alan…

Bir yandan insan hayatı hiçe sayılıyor bir yandan ise açıkça devlet soyuluyor!

Bizim gücümüz ise mağduriyet yaşayan tüm vatandaşlarımıza ses olmaya yetiyor.

Sizin desteğiniz oldukça da mağduriyetlerin karşısında ses olmaya devam edeceğim…

AK Parti’nin Kritik Virajı

Anketler havada uçuşuyor.

Kiminde CHP birinci parti kiminde AK Parti birinci parti kiminde kararsızlar birinci CHP ikinci AK Parti üçüncü parti…

Ama tüm anketlerde arada oynayan fark hata payı içerisinde…

Net bir şey söylemek çok zor.

Hangi anket firması nokta atış yapıyor ya da nokta atış yapabilen var mı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki AK Parti bugün eski gücünün çok gerisinde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oyu ile AK Parti’nin oyu arasındaki makas giderek açılıyor.

Peki AK Parti toparlanabilir mi?

Açıkçası AK Parti bence en kritik virajlarından birisiyle karşı karşıya.

Neden?

AK Parti teşkilatlarıyla var olmuş bir partidir.

AK Parti’nin en önemli kozu sabahlara kadar bayrak asan gençlik kolları, kapı kapı gezen kadın kolları, meydan meydan dolaşan il ilçe başkanlarıdır.

AK Parti çok uzunca bir zamandır teşkilatlarındaki heyecanını yitirmiş durumda.

Ya da şöyle söyleyeyim eski heyecanı kalmamış durumda.

İstanbul İl Teşkilatı…

2017 ‘den bu yana 1 referandum, 2 genel, 2 yerel seçimden sadece birinde ipi önde göğüsleyebildi…

İstanbul ki Sn Cumhurbaşkanı’nın gözdesi, kalesi…

Ankara’da, Antalya’da, Adana’da, Bursa’da da durumlar hiç de farklı değil…

Nereye bağlayacağım?

Uzatmadan söyleyeyim.

İl başkanlığı, ilçe başkanlığı, teşkilat kadroları hiç de azımsanmayacak kadar stratejik organlar.

Fikrine ve tecrübesine çok güvendiğim bir siyasetçi abimiz “Bir partinin seçimi kazanıp kazanamayacağını il binasındaki çaycının heyecanından, inanmışlığından coşkusundan anlarsın” derdi.

İşte bu heyecan ateşini yakacak olan da teşkilat başkanları ve kadrolarıdır.

AK Parti bu kurultay sürecinde teşkilatlara heyecan olacak, dinamizm katacak, inancı tazeleyecek isimleri bulabilirse toparlanma yolunda çok büyük bir virajı sorunsuz almış olur. Yok eğer İstanbul başta olmak üzere kritik illerde karar vericiler yanılırsa AK Parti’yi çok daha zor günler bekliyor olabilir…

Bir Belediye Başkanının Mücadelesi

Bana kalırsa Türkiye’nin en başarılı belediye başkanlarından bir tanesi.

İl teşkilatlarında da görev yaptı genel merkezde de.

Milletvekilliği de yaptı Bakanlık da…

Sahayı da bilir masayı da…

Siyasetin her alanını solumuş bir isim.

Kimden mi bahsediyorum?

Fatma Şahin.

Gazeteci – siyasetçi çizgisini hiçbir zaman aşmadan uzun yıllara dayanan bir diyaloğumuz var Fatma Hanım ile.

Gaziantep’e hayatını adayan bir siyasetçi.

6 Şubat depremlerinde verdiği mücadeleye, Antep halkı için gösterdiği çabaya şahitlik etmiş biri olarak bahsi geçen her masada hakkını teslim ederim.

Geçtiğimiz gün Ekol TV’de izledim kendisini.

Açıklamalarını dinleyince, üstelik bir de AK Parti muhalifliğini gizlemeyen Armağan Bey’in konuğu olduğunu görünce başına gelecekleri az çok tahmin etmedim değil…

Fatma Hanım yine en çok kendi mahallesi tarafından hırpalandı.

Üstelik Fatma Hanım’ı hırpalayanların birçoğu da eminim ki hayatlarında Gaziantep’e gitmemiş, Fatma Hanım’ın Antep halkı tarafından nasıl sevildiğini, takdir edildiğini görmemiş insanlardır…

Ama işte siyaset bu…

Karşı mahalleyle mücadele etmek kadar mahallenden çıkan rakiplerle, seni kendine tehdit görenlerle mücadele etmek de sevdaya dahil...

Üstelik Fatma Hanım sadece Gaziantep siyasetinde olan bir isim değil. Güçlü profili ve bakanlık tecrübesi dolayısıyla Ankara’da da birçok göreve yakıştırılan bir siyasetçi.

Yani işi biraz daha zor.

Kabullenmesi zor ama siyasetin doğasında bu var.

AK Parti’nin 31 Mart seçimlerinin ardından en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden bir tanesi AK Parti belediyeciliğini temsil edebilecek isimse bir diğeri de muhalif kanallarda yer alacak, vatandaşta sempati oluşturacak yerel yöneticilerdir.

Fatma Hanım da bu profile en uygun üç beş isimden bir tanesidir.

Partisi tarafından yalnız bırakılmamalı, bilhassa desteklenmelidir.

Umarım AK Parti bu duruşu sergiler, Fatma Hanım da küçük hesaplar peşinde koşanlara pabuç bırakmaz.

Çünkü Türk siyasetinde Fatma Hanım gibi diyaloğa açık, her kesime el uzatabilen, ayrıştırıcı değil bütünleştirici kişiliği ile ön plana çıkmış isimlere ihtiyaç var.

Başa dön