Geçtiğimiz hafta Antarktika’daydım.
Dokuz gün süren, hayatımın en öğretici ve belki de en heyecan verici seyahati oldu.
Yaklaşık bir yıldır beklediğim bir etkinlikti.
Ulusal Antarktika Bilim Seferi…
Antarktika’da ürettiğim içerikler tamamen organik bir şekilde 4 milyon tekil izlenmeye ulaştı.
Göstermiş olduğunuz yoğun ilgi, Sn Emine Erdoğan Hanımefendi’nin bizim içeriklerimizi paylaşması, bakanların ve devlet kurumlarımızın içeriklerimize değer verip, kendi sayfalarına taşımaları orada en büyük motivasyon kaynağımdı.
9.‘su düzenlenen bu bilim seferini +1 kişiyle bile buluşturabilmişsek, bizim içeriklerimiz üzerinden gençlerimizin dünyasına merhaba dedirtebilmişsek ne mutlu bana…
Türkiye, Antarktika’da bu zamana kadar büyük bir özveri ile çok değerli çalışmalara imza atmış.
Ancak…
Gittim, gördüm ve aktarıyorum dedim ya;
Burada benim görevim bazı eksiklikleri de dile getirmek.
Kore, 1988 yılında üssünü açmış Antarktika’ya.
Teknoloji, donanım ve fiziki yeterlilik olarak çok üst düzey bir üsse sahip Kore.
Keza Brezilya, ABD, Rusya, Fransa…
Bu saydığım ülkelerin üslerinin yanında bizim konumlanmamız oldukça basit kalıyor.
Şunu biliyorum; Sn Cumhurbaşkanı’nın, “Antarktika’daki en iyi üslerden birisi bizim üssümüz olsun” talimatı var.
Ancak durum şu an o aşamaya bir hayli uzak…
Sn Cumhurbaşkanı süreçten ne derece haberdar bilemiyorum.
Lakin Türkiye’nin bir an önce Antarktika’daki varlığını lojistik ve altyapı olarak güçlendirmesi gerekiyor.
Türkiye’nin orada 12 ay boyunca bilim insanlarını konaklattığı, çalışma imkanı oluşturduğu kalıcı bir üsse sahip olması, stratejik açıdan da oldukça önemli.
Brezilya 100 milyon dolar, Kore 60 milyon dolar harcamış Antarktika’daki bilim üslerine.
Türkiye de böyle bir üssü kurabilecek, bilim insanlarına bu imkanı sağlayabilecek büyüklükte bir ülke.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeter ki bu iş olsun desin, Türkiye oraya o üssü bir sene içerisinde kurar…
Her şeye rağmen Türkiye, Antarktika’da 2017 yılından bu yana çok ama çok değerli çalışmaları yapıyor.
Ve ortada teslim edilmesi gereken büyük bir hak var…
Bir vatandaş ve kamuoyuna karşı sorumluluğu olan bir gazeteci olarak;
Projenin başlatılmasında ve hayata geçirilmesinde büyük emeği olan başta bir önceki Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn Mustafa Varank’a, halihazırda bakanlık görevini sürdüren Sn Mehmet Fatih Kacır’a, Prof. Dr Burcu Özsoy’a, Hakan Hoca’ya, Doğaç Hoca’ya, Özgün Hoca’ya, Atilla Hoca’ya ve adını anamadığım tüm hocalarımıza sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.
Benim için inanılmaz bir tecrübe olan bu Antarktika seferinin umarım bir ikincisini de değerli hocalarımla gerçekleştirmek nasip olur.
Hem bakarsınız bir dahaki Antarktika seferim, Türkiye’nin yeni üssünün açılışı için olur…
Antarktika’da Türk izleri
Yazımın bu kısmında çok önemli bir noktayı anlatacağım size.
Antarktika’da Türk izlerini okurken tüyleriniz diken diken olabilir.
Öyle ya; dünyanın öteki ucunda Türklerin adını taşıyan bir yerler var.
Türkler, bugün değil; çok uzun zaman önce dünyanın en uzak köşelerinden biri olan Antarktika’ya ulaşmış ve unutulmaz izler bırakmışlardı.
Tarih sayfalarını geriye doğru çevirdiğimizde bu isimleri görüyoruz.
Size 3 önemli bilim insanından bahsetmek istiyorum.
Onların yetiştirdiği öğrenciler bugün hala bilime katkı sunuyor.
Onlardan ilki Atok Karaali.
Tarih sayfalarında Antarktika’ya giden ilk Türk diye geçiyor.
Tarihler 1967’yi gösterirken ayak bastı Antarktika’ya.
Amerika’dan katılmıştı heyete.
Onun yaptığı üstün çalışmalar çok önemliydi.
Amerikalılar, üstün başarı nedeniyle bir bölgeye “Karaali Kayalıkları” adı verildi.
Antarktika’da iz bırakan bir başka isim isim ise Umran İnan..
O da ilk kez Amerikan heyetiyle ayak bastı bu topraklara.
Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ederek dikkat çeken çalışmalar yaptı.
Onun adı da “İnan Tepesi” olarak bir bölgede yaşatılıyor.
Umran Hoca’nın öğrencileri, Kutup Bilimleri ile ilgili çok önemli çalışmalara devam ediyor.
Dünyanın öteki ucunda iz bırakan bir başka Türk bilim insanı ise Serap Tilav.
Serap Hoca’nın çalışmaları da Amerikalıların büyük takdirini topladı.
Serap Hoca’nın soy ismi bir buzula verildi: Tilav Buzulu.
Türkiye’nin mucit gençleri
Baktıkça gururlandığım; Türkiye’nin geleceğini gördüğüm üç isimden daha bahsederek yazımı noktalayacağım.
Bu isimleri ileride çok duyacağımızdan şüpheniz olmasın;
Kayra Ege Altun, Şerif Efe Dartar ve Elif Sena Şahin.
TEKNOFEST birincileri, Kabataş Erkek Lisesi’nde henüz 11. sınıftalar.
Antarktika’da geliştirdikleri drone ile veri toplamayı başardılar.
İnsansız Kutup Hava Aracı ile çeşitli gaz ve iklim ölçümü yaptılar.
Bugüne kadar birçok yerde görüntü kaydettim ama bu çok farklıydı.
Onların başarıdan dolayı yüzlerine yansıyan mutluluğunu tekrar tekrar izledim.
Birçok medya kuruluşu bu görüntüleri kullandı.
Görüntüleri merak ediyorsanız, Instagram hesabıma davetlisiniz @ademmetan