Deprem Bölgesinde İki Yıl Sonra…

Geçtiğimiz hafta Influenza beni yatağa düşürdü.

Birkaç gün hastanede yattıktan sonra anca toparladım.

Toparlamak zorundaydım…

Zira yoğun bir takvim beni bekler…

Bu süre zarfı içerisinde çok fazla geçmiş olsun ve iyi dilek mesajlarınız geldi.

Hemen hemen hepsini okudum, hasta yatağımda da dönebildiğim kadar mesaja dönüş yaptım…

Dönemediklerim de affola…

Dedim ya çok yoğun bir takvimim var diye…

Antarktika yolcusuyum…

Bir insanın hayatında kaç kez Antarktika’ya gitme şansı olur, bir insan hayatında kaç kez Antarktika’ya gidecek cesareti kendisinde bulur bilemem.

Benim için birçok denk geliş oldu sanırım.

Biraz endişeli, fazlasıyla heyecanlıyım…

Cuma günü yazımı muhtemelen Antarktika yolculuğum sırasında yazacağım.

O da fırsat bulabilirsem…

Çünkü dediğim gibi çok bilinmezli bir maceraya atıldım.

Yaşadıklarımı, tecrübelerimi, gördüklerimi de her fırsatta sosyal medyadan sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Çalışacağım diyorum; çünkü internetin çekip çekmediği noktasında da şüphelerim var…

Kısacası bindik bir alamete, gidiyoruz bilinmeze.

Şimdiden bir helalliğinizi alırım…

Antarktika seyahati öncesi asla unutmayacağımız, unutmamızın mümkün olmadığı bir tarihin sene-i devriyesi için yollardayım.

Evet 6 Şubat depremlerinin 2. Yılındayız.

Kaybettiğimiz binlerce cana vedanın 2. yılı…

Bu iki yıl içerisinde sık sık deprem bölgesine geldim.

Hatay, Adıyaman, Gaziantep… Kaç kez geldiğimi hatırlamıyorum.

Bu kez hem iki yıl önce tanıştığım birçok insanı ziyaret etmek hem de deprem bölgesine dair sizlere daha fazla bilgi ulaştırabilmek adına seyahat aralığımı geniş tuttum.

Hatay ile başladık…

Hatay’da birçok gazeteci arkadaşımızın hikayesinin olduğu 600 Konutların enkazından eser kalmamış durumda…

Yerinde Emlak Konut’un yaptığı 4-5 katlı apartmanlar yükselmiş.

Açıkçası bu bölgeyi ilk gördüğümde 2 yıl önceki manzara ve yaşadıklarımız gözlerimin önünden geçti…

Deprem zamanı bölgeye gelen neredeyse tüm basın mensubu arkadaşlarımızın bir hikayesi vardı burada.

En ufak bir yaşam belirtisine sımsıkı sarıldığımız, mutlulukta da üzüntüde de birbirimize sarılarak gözyaşı döktüğümüz o sokakları asla unutmayacağım.

Bizler günün sonunda evlerimize döndük ama birçok STK, birçok bireysel gönüllü ve en önemlisi devlet daima oradaydı.

Bugün yerinde yükselen konutlar, hızla toparlanan altyapı,

Bölgenin sahipsiz kalmadığının en büyük göstergesi…

Hatay’ın ardından Malatya’ya geçtik…

Malatya’da bir konteyner kentte Hayat İyi Yaşam Merkezi’ni ziyaret ettik.

15-16 bin depremzedenin kaldığı bir konteyner kent burası.

Çocukların rehabilite edildiği, sanat, spor, fen ve matematik eğitimleri aldığı yaşlılar için fizik tedavi ve beden sağlığı programlarının düzenlendiği alanlar mevcut burada.

Devlet kurumları, iş insanları, dernekler burada yaşayan insanların üzerinden ellerini bir an olsun çekmemişler.

Malatya’nın sonrası Adıyaman’a geldik…

Adıyaman bizim için en önemli yerlerden bir tanesi, çünkü biz 6 Şubat’ta bir uçak dolusu gazeteci ve arama kurtarma ekibi ile birlikte ilk olarak Adıyaman’a gelmiştik.

Evet, o gün uçakta olan gazeteci arkadaşlarım da arama kurtarma ekibi de büyük bir depremle karşı karşıya olduğumuzu biliyorduk ancak hiçbirimizin beklentisi, bu denli kötü bir senaryoyla karşılaşmak değildi…

Adıyaman, bizim 6 Şubat’ta yaşadığımız asrın felaketi ile ilk yüzleştiğimiz yerdi.

O güne dair anılarım hala parça parça…

İlk şokun ardından Cüneyt Özdemir’e bağlandığımı hatırlıyorum mesela.

Bölgeye çok fazla yardım gelmesi gerektiğini ilk kez Cüneyt Özdemir’in yayınında dile getirmiştim.

Ardından kaç TV kanalına bağlandığım, kaç radyodan sesimi duyurmaya çalıştım, kaç tweet attım bilemiyorum…

O günlerde Adıyaman’da tanıştığım ve kendisini bir ağabey olarak gördüğüm iş insanı Mustafa Dicle Bey ile de bir röportaj gerçekleştirmiştim.

Bu gelişimde de kendisi ile karşılaştık.

Uzun uzun sohbet etme şansımız oldu.

Mustafa Ağabey benim için ders niteliğinde bir insan.

6 Şubat’ın ardından bölgedeki birçok iş insanı gibi o da maddi manevi tüm gücüyle insanlara yardım etmek için büyük bir çaba içerisindeydi.

Yaşlı, kadın ve çocuklar başta olmak üzere 1000’e yakın depremzedenin Mustafa Ağabey'in fabrikasında konakladığını hatırlıyorum. Fabrikasının bahçesine kurduğu aşevinde sayısız depremzedenin misafir edildiğini en iyi bilenlerdenim.

Zaten kendisi ve ailesi de depremzedeydi Mustafa Dicle’nin.

Aradan geçen iki yılda Mustafa Ağabey şehrine, insanına olan vefa borcunu ödemeye devam ediyor.

Yanında çalışan tüm mesai arkadaşlarına deprem desteği başta olmak üzere birçok konuda destekçi olmayı sürdürüyor…

İnsanın, yokken yanında olanları varlıkta da unutmaması, varken yokluğa düşenlere el olabilmesi ne büyük bir erdem…

Hatay, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş…

Şehirler devasa birer şantiyeye dönüşmüş durumda.

İnşaatlar son sürat devam ediyor.

Söz verildiği gibi birçok ev teslim edilmiş durumda.

Ancak halen katedilmesi gereken çok mesafe var.

Bir şehri bile yeniden inşa etmek milyonlarca dolarlık dev bir yatırımken 6 Şubat’taki felaketten 5’i büyük ölçekte olmak üzere 11 ilimiz etkilendi.

Dediğim gibi henüz katedilmesi gereken yol var ki bu çok normaldir.

Ama bilin ki; ne STK’lar ne gönüllüler ne de devletimiz bir an olsun bölgeyi terk etmiyor.

Yeniden inşa sürecinde büyük bir irade ortaya koyarak tüm aşamaları bizzat takip eden Sn Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak depremzedelere el olan, umut olan, omuz olan herkese bir kez daha sonsuz kere teşekkürlerimi sunuyorum…

Başa dön