Türkiye’nin uzun yıllardır tartıştığı ama bir türlü çözemediği bir konu çakarlı araçlar.
Parti temsilcileri, iş insanları, nüfuz sahibi aileler, eşler, çocuklar…
Alakalı alakasız birçok insanda çakarlı araç görebiliyoruz.
Zaten sosyal medyada da her hafta bir video TT olmayı başarıyor.
Geçen hafta da malum Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün kızının çakarlı lüks aracı gündem olmuştu.
Sosyal medyada gündem olmasını geçtik.
Zaten İstanbul trafiğinde araç kullanan her faninin tecrübe ettiği durumdur.
Muhakkak arkanıza çakarlı bir lüks araç gelip dayanır ve sizi taciz eder.
Çakar toplumda nefret objesine dönüştü.
Çakarlı araçlar ise anksiyete vesilesi…
Toplumda hassasiyet artık o derece yüksek ki polis arabalarına dahi tepki gösterilir oldu.
Bu hafta ise havsalamın algılamakta zorlandığı bir yöntem duydum.
Vay ki ne vay…
Senaryo şu: Anadolu’daki bazı vilayetlerde ikamet eden iş insanları bulundukları ilin valiliğinden koruma talep ediyor.
Bir şekilde de alıyor.
Bu korumalara ise 2 araç tahsis ediliyor.
Bundan sonrası çok trajik…
Tahsis edilen bu iki araçtan bir tanesinin plakası, iddiaya göre büyükşehirlerdeki iş insanlarına satılıyor.
Sonra?
Sonrası malum; nereden tahsis edildiğini bilemediğimiz çakarlı lüks araçlar trafikte sizin, benim, hepimizin hakkına giriyor….
Burada büyük sorumluluk İçişleri Bakanlığı’na düşüyor.
Bakanlık bu suistimallere karşı plaka tahsis sistemini kesinlikle gözden geçirmeli.
İvedilikle de ikinci plaka tahsis uygulamasını sonlandırmalı.
İnanın bu konuda vatandaşın tahammülü kalmadı.
Adalet duygusunu, eşitlik duygusunu derinden sarsan bu uygulama nasıl oluyor da yıllardır kontrol altına alınamıyor anlamakta zorlanıyorum.
Petrol lobisi, altın lobisi, ilaç lobisi, silah lobisi…
İnanın Türkiye’deki çakarlı araç lobisinin eline su dökemez su…
Evdeki Yabancı
Gençlik yıllarımda Evdeki Yabancı diye bir dizi vardı.
Keyifle izlerdim.
Dizi müziği de sözleri de benim akranlarım arasında oldukça popülerdir.
Ezbere bilirdik.
Nerden çıktı şimdi bu nostalji demeyin.
Bugünkü yazı konularını çalışırken aklıma geldi.
Anlatayım…
İlk konum çakarlı araçlardı.
Yukarıda meramımı anlattım sizlere.
İkinci konumuz ise tanınırlıkları hızla düşen milletvekilleri.
TBMM’de 600 milletvekili var.
Bakanlık yapmış, parti sözcülüğü, genel başkan yardımcılığı yapmış milletvekillerini kıstasın dışında tutuyorum.
Acaba kaç tane vekilin ismini biliyoruz?
Bulunduğunuz ili temsil eden milletvekillerini ezbere sayabiliyor musunuz?
Eskiden milletvekillerini tanırdık, bilirdik. Çarşıya çıktığında “Vekil Bey geziyor” denirdi.
Köy kahvesine geldiğinde kahve dolar taşardı.
Şimdi bu manzaraları pek göremez olduk.
Milletvekillerinin çoğunu tanımıyoruz.
Vatandaşın da milletvekiline karşı eski teveccühü yok.
Derdini anlatacak bir vatandaş belediye başkanına mı gider milletvekiline mi?
Bana sorarsanız belediye başkanına yönelir.
Vatandaş akıllı.
Kimin bütçesi var, kimin oldurma gücü var biliyor.
Hal böyle olunca da milletvekilini tanıma, ona ulaşma kaygısı da gütmüyor kimseler.
Tabii burada vekillerde de ciddi bir hata var.
Şehri için uğraşan, şehrini dert edinen, çözüm üreten, çaresiz kaldığında da çözümün yolunu gösteren siyasetçi sayımız da çok övünülecek düzeylerde değil…
Halbuki iletişim çağında kamuoyu oluşturmak, vatandaşa ulaşmak, vatandaş için gösterdiğin çabayı anlatmak bu denli kolayken…
Uzun lafın kısası…
Şehrine yabancı milletvekillerini duyuyorduk da artık şehrinde yabancı milletvekillerini de artık görüyor, duyuyoruz.
Anlayacağınız evdeki yabancı, şehirdeki yabancıya dönüştü…
Emir Sultan’ı Unutma Genç!
Ramazan, ibadetin zirve yaptığı, ruhun dinginleştiği, insanın kendini hesaba çektiği bir ay… Camiler dolup taşıyor, sahurlar bereketleniyor, iftar sofralarında muhabbet koyulaşıyor.
Ama bu Ramazan’da benim de farklı bir önerim var:
Bursa’ya yolunuz düşerse Emir Sultan’ı ziyaret edin!
Kimdir Emir Sultan?
Bir veli, bir ilim adamı, bir mücahit…
Ama en çok da gençliğin ruhunu tanıyan, gençleri önemseyen bir isim.
Osmanlı’nın en parlak döneminde, Yıldırım Bayezid’in damadı, Bursa’nın manevi çehresini değiştiren, medrese gençliğiyle özel ilgilenen, onlara hem ilmi hem ahlaki öğütler veren bir bilge…
Bugünün dünyasında gençlik, sürekli bir arayış içinde.
Sosyal medyanın gürültüsünde, popüler kültürün sığ sularında, hızla tüketilen değerler içinde çoğu zaman bir durup nefes alacak, düşünecek fırsat bulamıyor.
İşte Emir Sultan tam da burada devreye giriyor!
Onun hayatı, gençlere sabrı, tevekkülü, fedakarlığı ve hakikati arama azmini öğretiyor.
Bir düşün, kaç genç kendine rol model olarak gerçek bir bilgeyi seçiyor?
Emir Sultan, kendi çağında gençlerle birebir ilgilenmiş, ilim yolunu açmış, onları içsel bir yolculuğa davet etmiş biri…
Bugün mezarının başına gidip dua etmek bile, onun manevi mirasına dokunmak demek.
O yüzden diyorum ki: Ramazan’ın ruhaniyetini solumak için farklı yerlere gitmek isteyenler için Emir Sultan mükemmel bir alternatif.
Yolu Bursa’ya düşenler ya da sadece bir bahane arayanlar için: Emir Sultan Camii’ne uğrayın.
Türbesinin başında bir dua edin.
Gençseniz, ona kulak verin.
Çünkü onun mesajı, bugünün dünyasında daha da kıymetli…
Bursa’nın maneviyat kokan sokaklarında yürüyüp Emir Sultan’ın huzuruna varmak, bir Ramazan klasiğine dönüşmeli. Bir ritüel gibi, her yıl gençlerin buraya akın etmesi sağlanmalı. Çünkü biz gençlerimize sadece teknoloji değil, tarih de öğretmeliyiz.
Sadece kariyer değil, karakter de inşa etmeliyiz.
Emir Sultan, bunun en güzel formüllerinden biri…